Bir Kur’an Uygulaması Hüküm Vermeli mi? Araç ile Otorite Arasındaki Sınır
Araf 7:33, Nahl 16:116, İsra 17:36 ve Hucurât 49:6 ayetleri üzerinden Kuran uygulamaları, dini otorite, helal-haram dili, bilginin teyidi, yazılımcının sorumluluğu ve aracın kendi sınırını bilmesi üzerine bir tefekkür.
Bir Kur’an Uygulaması Hüküm Vermeli mi? Araç ile Otorite Arasındaki Sınır
Yazar: Berk KÖKSAL
Tarih: 09.08.2026
Yer: Mersin
Ayet
1:1 — En Lütufkâr, En Merhametli TANRI’nın adıyla.*
Esenlikler. Esenlik üzerinize olsun.
Makalenin temel amacı, ayetleri diğer ilgili ayetlerle birlikte düşünmek; TANRI’nın birliğine şahitliğin bilgi, adalet, doğruluk ve teslimiyet bakımından insan hayatında ne anlama geldiğini samimi ve derin bir dille ortaya koymaktır.
Giriş
Bir müziği mikslerken bazen birkaç desibellik karar bütün eserin algısını değiştirir. Vokali öne almak sözü büyütür; bir gitarı gereğinden fazla açmak diğer katmanları örter. Yazılımda da benzer bir durum var. Bir sonucu ilk sıraya koymak, bir düğmeye “analiz” yazmak veya bir yorumu daha büyük göstermek kullanıcıya sessizce bir ağırlık dağıtır.
Konu Kuran olduğunda bu ağırlığın hesabı daha ciddi hale geliyor.
Kuranteyit’i geliştirirken kendime sık sık şu soruyu soruyorum: Bir Kuran uygulaması araştırmaya yardım eden bir araç mı kalmalı, yoksa kullanıcı adına hüküm veren bir otoriteye mi dönüşmeli?
Bir algoritma binlerce bağlantıyı saniyeler içinde bulabilir; fakat hız doğruluk değildir. Yapay zeka ikna edici cümleler kurabilir; fakat ikna edicilik şahitlik değildir. Arayüz kesinlik hissi verebilir; fakat ekrandaki güven duygusu TANRI adına konuşma yetkisi vermez.
Bu soru, daha önce mizan, söz-eylem bütünlüğü, yapay zekayla Kuran araştırmasının sınırları ve meal karşılaştırmasında teyit sorumluluğu üzerine düşündüğüm yazılarla aynı çizginin devamı. Hepsinde dönüp geldiğim yer aynı: Araç ne kadar güçlü olursa olsun, kaynağın ve insanın sorumluluğunun yerine geçmemeli. Önceki yazılarımın tamamına buradan ulaşılabilir.

1. TANRI Hakkında Bilmediğini Söylememek
Ayet
7:33
قُلْ إِنَّمَا حَرَّمَ رَبِّىَ ٱلْفَوَٰحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ وَٱلْإِثْمَ وَٱلْبَغْىَ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَأَن تُشْرِكُوا۟ بِٱللَّهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهِۦ سُلْطَٰنًا وَأَن تَقُولُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ
Say, “My Lord prohibits only evil deeds, be they obvious or hidden, and sins, and unjustifiable aggression, and to set up beside GOD powerless idols, and to say about GOD what you do not know.”
De ki: “Benim Rabbim yalnızca, açık ya da gizli olsun kötü eylemleri, günahları, haksız saldırganlığı, TANRI’nın yanında güçsüz putlar edinmeyi ve TANRI hakkında bilmediğiniz şeyler söylemeyi haram kılar.”
Kaynak: kuranteyit.com
7:32 — De ki: “Yaratıkları için TANRI’nın yaratmış olduğu güzel şeyleri ve iyi rızıkları kim haram kıldı?” De ki: “Böylesi rızıklar, inananların bu hayatta keyfini çıkarması içindir. Dahası, iyi rızıklar Diriliş Günü’nde sadece onların olacaktır.” Biz böylece bilen insanlar için vahiyleri açıklarız.
7:28 — Onlar büyük bir günah işlerler, sonra derler ki: “Biz ebeveynlerimizi bunu yaparken bulduk ve TANRI bize bunu yapmamızı emretmiştir.” De ki: “TANRI asla günahı savunmaz. TANRI hakkında bilmediğiniz şeyler mi söylüyorsunuz?”
Ayetin Tefekkürü
7:33’ün sonundaki uyarı benim için bu yazının merkezidir: TANRI hakkında bilmediğimiz şeyi söylememek. Bu yalnız yanlış bilgi vermemek değildir; insanın kendi sesini vahyin sesiyle karıştırmaması gereken ahlaki bir sınırdır.
Bir uygulama “TANRI bunu haram kıldı” dediğinde o cümle sıradan arayüz metni olmaktan çıkar. Ayet bunu açıkça bildiriyorsa uygulama ayeti gösterebilir. Fakat geliştiricinin yorumu, bir modelin sonucu veya algoritmanın kurduğu ilişki aynı kesinlikle sunulamaz.
“Ben söylemiyorum, sistem söylüyor” demek de sorumluluğu kaldırmaz. Sistemin neyi gördüğüne, neyi öne çıkardığına ve ne kadar kesin konuştuğuna yine insan karar verir. Bu yüzden bir Kuran uygulamasının ilk ahlakı, çok cevap vermesi değil; bilmediği yerde durabilmesi olabilir.
2. Dilin Ürettiği Helal ve Haram
Ayet
16:116 — Kendi dillerinizle, “Bu helaldir, bu ise haramdır” diyerek yalanlar uydurup onları TANRI’ya atfetmek için yalan söylemeyin. Şüphesiz, yalanlar uydurup onları TANRI’ya atfedenler asla başarılı olamayacaklardır.
16:115 — O size sadece ölmüş hayvanları, kanı, domuzların etini* ve TANRI’dan başkasına adanmış yiyeceği haram kılar. Eğer biri kasten ya da kötü niyetle olmaksızın (bunları yemeye) zorlanırsa, o zaman TANRI Bağışlayıcıdır, En Merhametlidir.
10:59 — De ki: “TANRI’nın size her türden rızıkları nasıl indirdiğine sonra sizin onlardan bir kısmını haram, bir kısmını da helal kıldığınıza dikkat ettiniz mi?” De ki: “TANRI mı size bunu yapmanız için izin verdi? Yoksa siz mi yalanlar uydurup onları TANRI’ya isnat ediyorsunuz?”
Ayetin Tefekkürü
16:116 dili doğrudan sorumluluk alanına çekiyor. “Bu helaldir” ve “bu haramdır” cümleleri TANRI’ya atfedildiği anda kişisel değerlendirme olmaktan çıkar.
Dijital dünyada bu iddia yalnız cümleyle kurulmaz. Kırmızı bir “haram” etiketi, yeşil bir “helal” işareti veya tek satırlık kesin sonuç da aynı etkiyi üretebilir. Yazılımın dili; metin, renk, sıra ve vurgunun toplamıdır.
16:115 ile 16:116’yı birlikte düşündüğümde benim için basit bir tasarım ilkesi çıkıyor: Ayetin bildirdiğini göstermek başka, ayetin ötesine geçerek hüküm üretmek başka. Birincisi kaynağı görünür kılar; ikincisi aracı kaynaklaştırma tehlikesi taşır.
Sanatta bir cümleyi büyük bir koro söyleyince o cümle daha hakiki olmaz; yalnız daha büyük duyulur. Dijital kesinlik de böyledir.
3. Yazılımın Dili ve Otoritenin Sınırı
Ayet
3:78 — Onların arasında kutsal yazıdan olmadığı hâlde siz onun kutsal yazı olduğunu sanasınız diye kutsal yazıyı taklit etmek için dillerini eğip-büken ve TANRI’dan olmadığı hâlde bunun TANRI’dan olduğunu iddia edenler vardır. Böylece bilerek yalanlar uydururlar ve onları TANRI’ya isnat ederler.
6:114 — O size bu kitabı tamamen detaylı olarak vahyetmişken, yasa kaynağı olarak TANRI’dan başkasını mı arayayım?* Kutsal yazıyı almış olanlar onun Rabbinden doğru bir şekilde vahyedilmiş olduğunu tanırlar. Hiçbir şüphe barındırma.
10:15 — Vahiylerimiz kendilerine okunduğunda, bizimle buluşmayı beklemeyenler derler ki: “Bundan başka bir Kuran* getir ya da onu değiştir!” De ki: “Benim onu kendi başıma değiştirmem mümkün değil. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Eğer Rabbime itaatsizlik edersem, dehşet verici bir günün azabından korkarım.”
Ayetin Tefekkürü
3:78 beni doğrudan arayüz ile vahiy arasındaki sınıra götürüyor. Ayetin altındaki yorum, otomatik özet veya “anlam” kutusu görsel olarak ayetle aynı seviyeye taşınırsa kullanıcı nerede vahyin bittiğini fark etmeyebilir.
Bu yüzden ayet, çeviri, yorum, kök bilgisi ve otomatik bağlantı birbirinden açıkça ayrılmalıdır. Aynı ekranda bulunmaları aynı otoriteye sahip oldukları anlamına gelmez.
6:114 ise araştırma aracı ile yasa kaynağı arasındaki farkı keskinleştiriyor. Kuranteyit aramayı, karşılaştırmayı ve incelemeyi kolaylaştırabilir; fakat Kuran’ın yerine geçemez. 10:15’te elçinin bile vahyi kendi başına değiştiremeyeceği bildirilirken bir yazılımcının alanı daha geniş olamaz.
Bir yapımcı sesi işler; ama plug-in’i eserin kendisi sanmaz. Yazılımda da bu disipline ihtiyacım var: Araç işlemi kolaylaştırır, kaynağın yerini almaz.
4. Teyit ve Devredilemeyen Sorumluluk
Ayet
17:36 — Kendin için teyit etmediğin sürece, hiçbir bilgiyi kabul etme. Ben sana işitmeyi, görmeyi ve beyni verdim ve sen onları kullanmaktan sorumlusun.
2:139 — De ki: “O bizim de Rabbimiz sizin de Rabbiniz iken bizimle TANRI hakkında mı tartışıyorsunuz? Biz kendi eylemlerimizden sorumluyuz siz de kendi eylemlerinizden sorumlusunuz. Biz yalnızca O’na adandık.”
4:85 — Kim iyi bir eyleme aracılık ederse onun sevabından bir pay alır ve kim kötü bir işe aracılık ederse ondan bir payı üstüne çeker. TANRI her şeyi kontrol eder.
Ayetin Tefekkürü
17:36, “uygulama benim yerime düşünsün” arzusuna ciddi bir sınır koyuyor. İşitmek, görmek ve beyni kullanmak sorumluluğun parçasıysa, iyi bir Kuran uygulaması kullanıcıyı pasifleştirmemeli; ayeti görmeye, bağlamı izlemeye, kaynağı kontrol etmeye ve kendi kabulünü sınamaya yardım etmeli.
“Uygulama böyle söyledi” kişinin sorumluluğunu silmez. “Kullanıcı istedi” demek de geliştiricinin sorumluluğunu kaldırmaz. 4:85 aracılık etmenin de bir payı olduğunu hatırlatıyor.
Bu nedenle kaynak gösterimi, hata düzeltme, sürüm notu ve belirsizlik uyarısı bana yalnız teknik özellikler gibi görünmüyor. Bunlar doğru sözlülüğün dijital karşılıkları olabilir. Uygulama hatasız olduğunu iddia etmemeli; fakat hatasını önemsiz de görmemeli.
5. Haber, Veri ve Arayüz Adaleti
Ayet
49:6 — Ey inananlar, eğer kötü bir kişi size herhangi bir haber getirirse öncelikle araştırın, yoksa cahillikten bazı insanlara adaletsizlik yaparsınız, sonra da yaptığınız şey için üzgün ve pişman olursunuz.
17:35 — Ticaret yaptığınızda tam ölçüsüyle verin ve adil bir şekilde tartın. Bu daha iyidir ve daha doğrudur.
6:152 — Onlar olgunluğa erişene kadar, en doğru yöntemin dışında, yetimlerin parasına dokunmayın. Ticaret yaptığınızda, adil bir şekilde tam ağırlığında ve tam ölçüsünde verin. Biz hiçbir nefse imkânlarının ötesinde yük yüklemeyiz. Şahitlik ettiğinizde, akrabalarınıza karşı bile olsa kesinlikle adil olun. TANRI ile olan antlaşmanızı yerine getirin. Bunlar O’nun size buyruklarıdır ki dikkate alasınız.
Ayetin Tefekkürü
49:6’da teyitsiz bilginin sonucu yalnız zihinsel hata değildir; adaletsizliğe kadar uzanabilir. Bu yüzden yanlış eşleştirilmiş ayet, eksik kaynak veya güven derecesi belirtilmemiş otomatik sonuç yalnız yazılım hatası olarak görülemez.
17:35 ve 6:152 bana arayüzün de bir tartısı olduğunu düşündürüyor. Hangi sonuç yukarıda? Hangi çeviri varsayılan? Hangi yorum daha büyük? Mixte bir kanalı gereğinden fazla yükselttiğimde diğer enstrümanlar silinmez, ama duyulmaz hale gelir. Arayüzde de bir yorumu sürekli öne çıkarmak benzer bir etki yaratabilir.
Adil sunum, bütün görüşleri eşit derecede doğru ilan etmek değildir. Kaynağı, yorum olduğunu ve güven düzeyini görünür kılmaktır.
6. “Sonuç Bulunamadı” Hakikatin Yokluğu Değildir
Ayet
17:36 — Kendin için teyit etmediğin sürece, hiçbir bilgiyi kabul etme. Ben sana işitmeyi, görmeyi ve beyni verdim ve sen onları kullanmaktan sorumlusun.
6:144 — İki tür deve ve iki tür sığırla ilgili olarak, de ki: “O’nun haram kıldığı iki erkek mi, ya da iki dişi mi, ya da iki dişinin rahimlerinin içindekileri mi? TANRI sizin için böylesi haramları hükme bağladığında siz şahit miydiniz? Böyle yalanlar uydurup onları TANRI’ya atfedenlerden daha kötü kimdir? Böylece insanları bilgi olmaksızın saptırırlar. TANRI böylesi kötü kimselere rehberlik etmez.”
6:150 — De ki: “TANRI’nın bunu veya şunu haram kılmış olduğuna şahitlik edecek şahitlerinizi getirin.” Eğer onlar şahitlik ederlerse sen onlarla beraber şahitlik etme. Vahiylerimizi reddedenlerin, Ahireti inkâr edenlerin ve Rablerinden sapanların görüşlerini de takip etme.
Ayetin Tefekkürü
Arama sistemlerinin tehlikeli cümlelerinden biri “Sonuç bulunamadı” olabilir. Kullanıcı bunu “Kuran’da yoktur” diye okuyabilir. Oysa sistem çoğu zaman yalnız kendi kullandığı çeviri, indeks veya arama yöntemi içinde eşleşme bulamamıştır.
“Ben bulamadım” ile “yoktur” aynı cümle değildir. Araç ile otorite arasındaki sınır bazen tam burada ortaya çıkar.
Aynı ilke deneysel tema bağlantıları için de geçerli. İstatistiksel yakınlık veya ortak kelime araştırma kapısı açabilir; fakat kesin anlam kanıtı değildir. Uygulamanın en dürüst cümlelerinden biri bazen şudur: “Bu bir bağlantı adayıdır; kendiniz teyit edin.”
7. Hüküm Vermeden Faydalı Olmak
Ayet
5:101 — Ey inananlar, henüz vakti gelmeden size açıklansaydı size zarar verecek olan meseleler hakkında soru sormayın. Eğer onları Kuran’ın ışığında sorarsanız, size apaçık olacaktır. TANRI onları kasıtlı olarak görmezden gelmiştir. TANRI Bağışlayıcıdır, Hoşgörülüdür.
6:119 — Neden üzerine TANRI’nın adı zikredilmiş olandan yemeyesiniz ki? O, mecbur bırakılmadığınız sürece, size haram kılınanları sizin için detaylandırdı. Gerçekten de birçok insan, bilgi olmaksızın, şahsi görüşleriyle başkalarını saptırır. Senin Rabbin haddi aşanların tamamen farkındadır.
6:69 — Doğrular bu insanların sözlerinden sorumlu değildirler fakat onlara hatırlatmak yardımcı olabilir; belki de kurtarılabilirler.
Ayetin Tefekkürü
Bir uygulamanın hüküm vermemesi, işe yaramaz olması anlamına gelmez. Faydalı olmakla otorite olmak aynı şey değildir.
Uygulama ayeti gösterebilir, bağlamına geçiş sağlayabilir, çevirileri karşılaştırabilir, kelime ve kök araştırmasına yardım edebilir, notları ve bağlantıları düzenleyebilir. Fakat bütün bunları yaparken kullanıcının önüne kendi hükmünü son söz gibi koymamalı.
Ben Kuranteyit’i insanların bana inanması için değil, benim seçimlerimi de sorgulayabilecekleri kadar şeffaf bir araç olması için geliştirmek istiyorum. Belki de başarısı, ne kadar çok cevap verdiğiyle değil; insanı kaynağa ne kadar temiz geri götürdüğüyle ölçülmeli.
8. Kelimelerin Arapça Kökleri Üzerine
Ayet
7:33 — De ki: “Benim Rabbim yalnızca, açık ya da gizli olsun kötü eylemleri, günahları, haksız saldırganlığı, TANRI’nın yanında güçsüz putlar edinmeyi ve TANRI hakkında bilmediğiniz şeyler söylemeyi haram kılar.”
16:116 — Kendi dillerinizle, “Bu helaldir, bu ise haramdır” diyerek yalanlar uydurup onları TANRI’ya atfetmek için yalan söylemeyin. Şüphesiz, yalanlar uydurup onları TANRI’ya atfedenler asla başarılı olamayacaklardır.
17:36 — Kendin için teyit etmediğin sürece, hiçbir bilgiyi kabul etme. Ben sana işitmeyi, görmeyi ve beyni verdim ve sen onları kullanmaktan sorumlusun.
Ayetin Tefekkürü
Kök bilgisi anlamın yerine geçen kısa yol değil, metne daha dikkatli bakmaya yarayan bir araştırma katmanıdır.
7:33’teki حَرَّمَ (harrame) kelimesi ح-ر-م (Ha-Re-Mim) köküyle ilişkilidir. Sınır ve yasaklama alanı, “haram” demenin ne kadar ağır bir iddia olduğunu düşündürüyor. 16:116’daki أَلْسِنَتُكُم (elsinetukum) ifadesi ل-س-ن (Lam-Sin-Nun), الْكَذِبَ (el-kezib) ise ك-ذ-ب (Kef-Zel-Be) köküyle ilişkilidir. Dil yalnız iletişim aracı değil, doğruluk veya yalanın taşıyıcısıdır.
17:36’daki مَسْـُٔولًا (mes’ûlen) kelimesinin س-أ-ل (Sin-Hemze-Lam) köküyle ilişkisi de soru ve sorgulanma alanını düşündürüyor. İşitme, görme ve beyin başıboş değildir. Yine de kök bilgisi tek başına hüküm vermez; kelime, ayet ve bağlam birlikte düşünülmelidir.
Diğer İddialar
Ayet
7:33 — De ki: “Benim Rabbim yalnızca, açık ya da gizli olsun kötü eylemleri, günahları, haksız saldırganlığı, TANRI’nın yanında güçsüz putlar edinmeyi ve TANRI hakkında bilmediğiniz şeyler söylemeyi haram kılar.”
16:116 — Kendi dillerinizle, “Bu helaldir, bu ise haramdır” diyerek yalanlar uydurup onları TANRI’ya atfetmek için yalan söylemeyin. Şüphesiz, yalanlar uydurup onları TANRI’ya atfedenler asla başarılı olamayacaklardır.
17:36 — Kendin için teyit etmediğin sürece, hiçbir bilgiyi kabul etme. Ben sana işitmeyi, görmeyi ve beyni verdim ve sen onları kullanmaktan sorumlusun.
Ayetin Tefekkürü
Bazı yaklaşımlar, insanların uzun araştırmalar yapamayacağını ve bu nedenle dini uygulamaların doğrudan hüküm vermesinin daha faydalı olduğunu savunabilir. Pratik ihtiyaç anlaşılır; fakat hız uğruna kaynak, yorum ve kesinlik derecesi birbirine karışırsa kolaylık sahte güven üretebilir.
Başka bir yaklaşım, uygulamanın hüküm vermemesini “hiçbir şey söylenemez” noktasına götürebilir. Ayetin açıkça bildirdiği şey gösterilebilir. Sorun, insan çıkarımının ayetle aynı otorite düzeyinde sunulmasıdır.
Geleneksel veya mezhepsel yapılarda dini liderlerin ve alimlerin yorumlarına farklı ağırlıklar verilir. Bu yaklaşımların kendi dayanakları olabilir. Buradaki soru daha dardır: Bir yazılım bu yorumlardan birini veya kendi algoritmik çıkarımını TANRI’nın hükmü gibi sunabilir mi? 7:33, 16:116 ve 17:36 beni bu noktada ihtiyata çağırıyor.
Sonuç
Ayet
7:33 — De ki: “Benim Rabbim yalnızca, açık ya da gizli olsun kötü eylemleri, günahları, haksız saldırganlığı, TANRI’nın yanında güçsüz putlar edinmeyi ve TANRI hakkında bilmediğiniz şeyler söylemeyi haram kılar.”
16:116 — Kendi dillerinizle, “Bu helaldir, bu ise haramdır” diyerek yalanlar uydurup onları TANRI’ya atfetmek için yalan söylemeyin. Şüphesiz, yalanlar uydurup onları TANRI’ya atfedenler asla başarılı olamayacaklardır.
17:36 — Kendin için teyit etmediğin sürece, hiçbir bilgiyi kabul etme. Ben sana işitmeyi, görmeyi ve beyni verdim ve sen onları kullanmaktan sorumlusun.
49:6 — Ey inananlar, eğer kötü bir kişi size herhangi bir haber getirirse öncelikle araştırın, yoksa cahillikten bazı insanlara adaletsizlik yaparsınız, sonra da yaptığınız şey için üzgün ve pişman olursunuz.
6:114 — O size bu kitabı tamamen detaylı olarak vahyetmişken, yasa kaynağı olarak TANRI’dan başkasını mı arayayım?* Kutsal yazıyı almış olanlar onun Rabbinden doğru bir şekilde vahyedilmiş olduğunu tanırlar. Hiçbir şüphe barındırma.
Ayetin Tefekkürü
Bu ayetlerden çıkarabildiğim ihtiyatlı cevap şu: Bir Kuran uygulaması kendi adına dini hüküm üretmemelidir. TANRI’nın ayette açıkça bildirdiğini kaynakla gösterebilir; fakat geliştiricinin yorumunu, bir alimin görüşünü, algoritmanın bağlantısını veya yapay zekanın sonucunu TANRI’nın sözü gibi sunmamalıdır.
Doğru araç kendisini büyüterek kaynağı küçültmez. Kullanıcıya “bana inan” demez; “bak, kontrol et, karşılaştır, teyit et” diyerek kaynağa geri götürür. Bir sonuç deneysel ise deneysel der. Bir şey bulunamadıysa yalnız bulamadığını söyler. Bir çeviri gösteriyorsa onun çeviri olduğunu saklamaz.
Müzikte bazen iyi bir aranje, her enstrümanın sürekli çalması değil, nerede susacağını bilmesidir. Yazılım için de aynı şey geçerli olabilir. Her soruya cevap üretmek güç göstergesi sayılabilir; fakat her cevap hakikat değildir. Bazen aracın en ahlaklı özelliği, nerede susması gerektiğini bilmesidir.
Kuranteyit’i geliştirirken kendime bırakmak istediğim soru bu:
Ürettiğim şey insanı bana ve benim seçimlerime mi yaklaştırıyor, yoksa TANRI’nın ayetlerine daha dikkatli bakmasına ve kendi sorumluluğunu üstlenmesine mi yardım ediyor?
Önceki Kuran, teknoloji, sanat, teyit ve sorumluluk yazılarım için: Tüm yazılarım.

Not
2:32 — Onlar, “Sana yücelik olsun. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Sen Her Şeyi Bilensin, En Bilgesin.” dediler.
17:36 — Kendin için teyit etmediğin sürece, hiçbir bilgiyi kabul etme. Ben sana işitmeyi, görmeyi ve beyni verdim ve sen onları kullanmaktan sorumlusun.
En doğrusunu TANRI bilir.
Kaynak: kuranteyit.com
Keşfet
İlgili Yazılar
Kuran Tefekkürleri
Yapay Zekâ Kur’an’ı Açıklayabilir mi? Bilgi Aracı ile Anlama Sorumluluğu
İsra 17:36, Zümer 39:18, Muhammed 47:24 ve Araf 7:33 ayetleri üzerinden yapay zekâ, bilgiye erişim, teyit, Kuran’ı dikkatlice inceleme, şahitlik, rehberlik, ahlaki sorumluluk ve dinî otoritenin sınırları üzerine bir tefekkür.
Makaleyi oku
Kuran Tefekkürleri
Teyit Etmeden Kabul Etmemek
İsra 17:36 ve Hucurât 49:6 ayetleri üzerinden bilginin teyidi, söylentilerin araştırılması, şahitlik, adalet, kişisel sorumluluk, teslimiyet ve insan otoritesinin sınırları üzerine bir tefekkür.
Makaleyi oku
Kuran Tefekkürleri
Bulmak Başka, Anlamak Başka: Arama Motoru Çağında Ayet
Muhammed 47:24, Sad 38:29, Zümer 39:18 ve İsra 17:36 ayetleri üzerinden arama motoru çağında ayete erişmek ile ayeti anlamak arasındaki fark; anahtar kelime, bağlam, seçmeci okuma, yaklaşık eşleşme, meal farklılıkları, teyit ve davranış sorumluluğu üzerine bir tefekkür.
Makaleyi oku